Antalya’nın göz bebeği Manavgat’ta, Akdeniz’in en köklü yerleşim yerlerinden biri olan Side Antik Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazılar tüm hızıyla ve yeni sürprizlerle devam ediyor. İlk kazma vuruşunun 1947 yılında yapıldığı ve o günden bu yana aralıksız şekilde sürdürülen çalışmalarda, kentin iki ana giriş noktasından biri olan stratejik doğu kapısına uzanan ana cadde ve bu caddeye bağlanan ara sokaklar ilk kez tamamen temizlenerek açıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tarihi alanları ihya etmek amacıyla hayata geçirdiği “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında son dönemde bütçe ve iş gücü yönünden büyük ivme kazanan kazılar, kentin tarihsel evrelerine dair ezber bozan veriler sunuyor. Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Side Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine yaptığı özel açıklamada, bu keşfin kent tarihi açısından kritik bir eşik olduğunu vurguladı.
Erken İmparatorluk Döneminin İzleri: “İlk Kez Kazıldı”:
Kazı çalışmalarında ulaşılan caddenin mimari yapısı ve katmanları hakkında önemli bilgiler veren Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, tarihi bulguları şu sözlerle aktardı:
“Doğu kapısına uzanan ana caddeyi tamamen açmayı başardık. Bu sayede kentin tarihine ve tarihsel evrelerine ait çok önemli yeni bilgiler edindik. Erken imparatorluk döneminde inşa edilmiş olan bu muazzam caddenin yüzyıllar boyunca hangi evrelerle ve nasıl kullanıldığını net bir şekilde tespit ettik. Ayrıca bu ana caddenin güney yönüne doğru açılan ara sokakta da kent tarihinde daha önce hiç kazı yapılmamıştı. Bu bakir sokağı titizlikle açarken, bölgenin tarihsel süreçlerini katman katman tespit etme ve yeniden yorumlama fırsatı yakaladık.”

Gizli Limanlar ve Milattan Önce 2000’e Uzanan Deniz Ticareti:
Side’nin antik dönemde Pamfilya bölgesinin en kozmopolit, Ege’den ve Karadeniz’den binlerce tüccarın akın ettiği devasa bir liman kenti olduğu buluntularla bir kez daha kanıtlandı. Son yıllarda vites artıran çalışmalarda, Alara Çayı’nın kenarında Bronz Çağı’na ait tarihi bir gemi çapasının bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Alanyalı, bu durumun milattan önce 2000’li yıllarda bile bölgede çok yoğun ve organize bir uluslararası deniz ticaretinin var olduğunu açıkça gösterdiğine işaret etti.
Side’nin sadece bir liman kenti değil, Melas Nehri’nin taşıdığı alüvyonlu topraklar sayesinde son derece bereketli bir tarım kenti olduğunu da sözlerine ekleyen Kazı Başkanı Alanyalı, kentin coğrafi kaderine dair şu çarpıcı tespiti paylaştı:
“Nehrin ve denizin getirdiği kumullar, doğası gereği Side Limanı’nı bir süre sonra hızla dolduruyordu. Antik dönemdeki Sideliler bu limanı sürekli temizlemek için büyük çaba harcamışlar. Ancak bir süre sonra doğaya karşı koyamayacaklarını anlayarak limanın yerini değiştirmek zorunda kalmışlar. Son yaptığımız jeoarkeolojik çalışmalarda ve kazılarda, bölgede kentin farklı dönemlerinde kullanılmış irili ufaklı başka gizli limanlar olduğunu da ilk kez tespit ettik.”
Bu heyecan verici keşiflerin ardından, Side Antik Kenti’nin açılan yeni caddesi ve sokaklarının restorasyon çalışmalarının ardından kısa sürede turizme kazandırılması ve ziyaretçilerin yürüyüş rotasına dahil edilmesi planlanıyor.
