Bir bakıyorsun sosyal medya ekranında binlerce içerik akıyor; trendler değişiyor, emoji bombardımanı devam ediyor. Ama aslında bakmamız gereken şey ekranın arkasında olan biten değil, içimizde olup biten. Çünkü algoritma her ne kadar bize ne görmek istediğimizi söylemeye çalışsa da; aslında hepimiz aynı soruyu soruyoruz: “Bu hafta bana ne kattı?”
Dijital alemde işler garip. Bir yanda yeni bir test: “Sen Hangi Yemeğisin?”, diğer yanda yapay zekanın hayatı kolaylaştıran önerileri. İnsan olarak kafamızda ise gerçek yaşam sorunları: ekonomi, ev sahibi olma hayalleri, sosyal beklentiler… Bir rüya gibi hızlı geçiyor her şey.
İşte tam bu noktada durup düşünelim:
Ekran başında geçirdiğimiz saatler arttıkça, içimizdeki sesler neden daha yüksek değil?
Trendlerdeki her yeni şey bizi mutlu ediyor mu, yoksa sadece kısa bir mola mı?
Bu hafta sosyal medya akışında en çok karşılaştığımız şey anlık hazlar oldu. Testler, listeler, birkaç paylaşım, birkaç emoji… Ancak bir şey değişmiyor: Biz hala kendi gerçek gündemimize dönmek istiyoruz. Çünkü derinlerde hepimiz biliyoruz ki, donanımlı bir fikir mizah kadar, anlam kadar değerlidir.
Bu hafta bize şunu gösterdi:
Her ne kadar dijital gürültü artmış olsa da; iç dünyamızın sessizliği bile daha yüksek sesle konuşuyor.
Ve bu dengeyi yakalamak belki de bu dijital çağın en zor ama en gerçek meselesi.

