“Olay bir kaza mı yoksa planlı mı?”
Arabesk müziğin sevilen ismi Güllü (gerçek adı Gül Tut), Yalova’nın Çınarcık ilçesindeki evinin balkonundan düşerek yaşamını yitirmişti.
Ancak olayın ardından ortaya çıkan yeni iddialar, “kaza” yorumlarını gölgede bıraktı.
Sanatçının eski patronu Ferdi Aydın yaptığı suç duyurusunda, Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter hakkında “ölümde rolü var” iddiasında bulundu. “Elimde mesajlar var” diyen Aydın, “Keşke annemi ben öldürmeseydim” sözlerini gündeme taşıdı. Bu ifade, olayın çok yönlü tartışılmasına neden oldu.
“Mesaj mı var, itiraf mı?”
Aydın’ın dilekçesinde yer alan iddiaya göre; Gülter’in yakın çevresi, “keşke annemi ben öldürmeseydim, çok pişmanım” ve “annemi öldürmek için bir katil bulur musun?” gibi yazışmaları gördüklerini öne sürdü. Aydın ayrıca “6 aydır plan yapıyordu” diyerek, HTS kayıtları ve dijital mesajların kapsamlı incelemeye tabi tutulması gerektiğini belirtti.
Bu tür ifadeler, basit bir “yüksekten düşme” olayını farklı bir boyuta taşıdı. İddiaların somut delillere dayanıp dayanmadığı, soruşturmanın seyrine bağlı olarak netlik kazanacak.
“Savcılık ne yapıyor?”
Olay, ilk aşamada “yüksekten düşme” kapsamında başlatılmıştı.
Ancak Aydın’ın suç duyurusu ile birlikte soruşturma dosyası genişletildi. Ayrıca, Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter ve arkadaşı Sultan Nur Ulu de kendileri hakkında yapılan açıklamalar nedeniyle “kişilik haklarının ihlali” gerekçesiyle yasal adımlara başladı.
Bu iki farklı soruşturma hattı, hem olayın kaza mı, intihar mı yoksa cinayet mi olduğunu merak eden halkı hem de medya organlarını yoğun şekilde meşgul ediyor.
“Kaza olduğuna dair hangi göstergeler var?”
Sanatçının ölüm anına dair kameraların ve emniyet kaydının bulunduğu belirtilmişti.
Ayrıca sanatçının oğlu sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “intihar haberleri asılsızdır” diyerek, yaşananın elim bir kaza olduğunu öne sürmüştü.
Bu ifadeler, olayın doğal bir düşme sonucu gerçekleştiği görüşüne destek sağlıyor.
Buna karşılık iddialar, olayın planlı bir cinayet olabileceğini de gündeme taşıdı. Hangi yönün ağır basacağı, delillerin netleşmesine bağlı.
“Bu iddialar sanatçının mirasını nasıl etkiler?”
Güllü’nün sanat camiasında sevilen bir isim olduğu su götürmez. Arabesk ve fantezi müzik sahnesine yaptığı katkılarla geniş bir dinleyici kitlesi edinmişti.
Ancak ölümü ve ardından gündeme gelen suçlamalar, mirasının üzerine gölge düşürebilir.
Medya ve kamuoyu açısından konu şu sorular ön planda: Bir sanatçının ölümünde suçlama düzeyi mi yoksa saygı düzeyi mi öncelikle konuşulmalı? Ayrıca, ailevi ve sosyal boyutlarıyla da değerlendirildiğinde, travmatik bir olayın ardından sorumluluğun kimde olduğu meselesi dikkat çekiyor.
“Kamuoyu ne diyor, etik boyut ne?”
Bu olayda hem etik hem hukuk boyutları devreye giriyor. İddiaları ortaya atan tarafın sunduğu mesajlar ve tanık beyanları henüz kesin mahkeme kararına dönüşmüş değil. Medyada “suçlama” ve “spekülasyon” arasında ince bir çizgi söz konusu.
Bu açıdan bakıldığında, kamuoyunun ve medya organlarının dikkat etmesi gerekenler şun:
Resmî soruşturma sonuçlarının beklenmesi
Tanık, mesaj ve HTS kayıtlarının hukuka uygun biçimde değerlendirilmesi
Aile bireylerinin ve ilgili tarafların kişilik haklarına dikkat edilmesi
“Özetle ne oluyor ve kim ne bekliyor?”
Kısaca: Güllü’nün ölümü, ilk etapta kazaya bağlanmıştı. Ancak eski patron Ferdi Aydın’ın yaptığı suç duyurusu, kızı Tuğyan Ülkem Gülter’e yöneltilen “öldürme” iddiaları ve elindeki mesajlar olduğu öne sürülen belgelerle olay kazadan cinayete evrildi. Soruşturma genişletildi, aile bireyleri yasal haklarını koruma altına aldı.
Sonuç olarak şu ana kadar net bir yargı kararı yok. Kamuoyunun, medya ve hukuk çevresinin ortak beklentisi: delillerin ortaya çıkarılması ve şeffaf bir şekilde kamuoyuna aktarılması. Bu süreç, sadece bir sanatçının ölümünü değil, aynı zamanda müzik camiasında güven ve sorumluluk değerlerini de sorgulatıyor.

