Bizimle iletişime geçin

Bilim insanlarının Güneş hakkında yeni şeyler öğrenmesi için, Güneş’i araştıran yeni bir uzay aracının birkaç fotoğraf çekmesi gerekiyormuş.

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) ortak yürüttüğü bir proje olan ve Şubat ayında fırlatılan Güneş Yörünge Kâşifi, her gün gördüğümüz Güneş’i tamamen farklı bir şekilde gösteriyor. Üstelik bu görüntüler, kelimenin tam anlamıyla yeni: Teleskoplarla donanmış bu uzay aracı, daha önce bu gibi donanımlar taşıyan diğer araştırma araçlarına göre Güneş’e daha fazla yaklaşacak.

Bilim insanları, görevin ilk fotoğraflarında bile “kamp ateşleri” adını verdikleri yeni ve çarpıcı bir olgu belirlemiş.

ESA’nın Güneş Yörünge Kâşifi’nin proje bilimcisi olan Daniel Müller, bugün (16 Temmuz) yapılan bir basın toplantısında şöyle aktarıyor: “Güneş’e daha önce bir kamerayla hiç bu kadar yaklaşmamıştık. Üstelik bu, Güneş Yörünge Kâşifi’nin uzun ve destansı yolculuğunun sadece başlangıcı.”

Avrupa-ABD ortak yapımı Güneş Yörünge Kâşifi’nden gelen bu Güneş fotoğrafı, (ok ile işaretlenen yerde) Güneş’teki bir “kamp ateşini” gösteriyor. Dünya’nın boyutu ise sol alt kısımda gösteriliyor.

Güneş Yörünge Kâşifi, fırlatıldıktan sonra ufak bir aksaklık yaşamış: Koronavirüs salgını ESA’nın destek kapasitesini sınırlandığında, ajans uzay aracının görevlendirme sürecini duraklatmış. Fakat bu mola uzun sürmemiş ve uzay aracının Güneş etrafında yapacağı ilk dönüşe hazırlık için, görevlendirme kaldığı yerden devam ettirilmiş.

Koronavirüs ile fırlatmanın hemen öncesinde çıkan bir takım donanım sorunlarının arasındayken, görev takımı ilk görüntüler için beklentilerini düşük tutmuş.

Belçika Kraliyet Gözlemevi’nde uzay fizikçisi ve Güneş Yörünge Kâşifi’ndeki donanımlardan birinin baş müfettişi olan David Berghmans, basın toplantısı sırasında “Dürüst olmak gerekirse, herhangi bir beklentim yoktu” diyor.

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın yürüttüğü ortak bir proje olan Güneş Yörünge Kâşifi’nin gönderdiği bu fotoğraflar, yıldızımız Güneş’in şimdiye kadar çekilmiş en yakın görüntülerini gösteriyor. Fotoğraflar, 30 Mayıs 2020 tarihindeki yakın mesafeli bir uçuş esnasında çekilmiş.

Üstelik ilk defa gerçekleştirilen bu yakın uçuşta (veya günberide), dün yayınlanan görüntüler elde edilmiş. Uzay aracı, bu hareketiyle Güneş’in 77 milyon kilometre yakınına gelmiş; bu miktar, Dünya’nın yörünge uzaklığının hemen hemen yarısı kadar. Güneş Yörünge Kâşifi, görevin sonu itibarıyla bu uzaklığı yeniden yarıya indirecek.

Fakat bu ilk görüntüler bile cezbedici unsurlarla dolu.

“En küçük detayda bile ne kadar şey gerçekleştiğini görmek hayret verici” diyor Berghmans. “Bunu ilk gördüğümüzde inanamamıştık ve gördüğümüz her şeye çılgın isimler vermeye başlamıştık; kamp ateşleri, koyu telcikler ve hayaletler gibi… En küçük ölçekte bile çok fazla yeni olgu gerçekleşiyor.”

Güneş’te kamp ateşleri

Görevde çalışan bilim insanları özellikle heyecan duyuyor çünkü görüntülerin ince detayları sayesinde, tamamen yeni bir özellik saptamışlar. Bu yapılar, araştırmacıların “kamp ateşleri” lakabını taktığı ufak (yani Güneş’e göre ufak) patlamalardan oluşuyor. Bu kamp ateşlerinin en ufakları, Berghmans’a göre Avrupa’daki ortalama bir ülkenin boyutu kadar.

Berghmans, ESA’dan yapılan bir açıklamada şöyle söylüyor: “Bu kamp ateşleri, Dünya’dan gözlemleyebildiğimiz Güneş patlamalarının ufak akrabaları ve milyon ya da milyar kat daha küçükler. Güneş, ilk bakışta sakin görünebilir fakat detaylara baktığımızda, bu küçük patlamaları her yerde görebiliyoruz.”

30 Mayıs 2020’de Güneş Yörünge Kâşifi tarafından çekilen bu görüntü, Güneş’i morötesi dalga boyunda yüksek çözünürlüklü şekilde gösteriyor. Bu sayede bilim insanları, yıldızın inanılmaz derecede sıcak olan dış atmosferi veya taç kısmı üzerinde çalışma imkanı buluyor.

Güneş Yörünge Kâşifi programında çalışan bilim insanları; bu kamp ateşlerinin, üzerinde onlarca yıl çalışılmış Güneş patlamalarının gerçekten de küçük halleri olup olmadığından veya daha çarpıcı emsallerine göre farklı şekilde işleyip işlemediklerinden henüz emin değil. “Herhangi bilimsel bir kanıya varmak için henüz çok erken” diyor Müller.

Fakat araştırmacılar, bu kamp ateşleri üzerinde daha fazla çalışma yapılmasının, bilim insanlarının Güneş’in önemli gizemlerinden birini çözmesine yardımcı olmasını ümit ediyor: Bu gizem ise taç şeklinde adlandırılan Güneş’in dış atmosferinin, Güneş’in görünür yüzeyinden neden çok daha sıcak olduğu…

Güneş Yörünge Kâşifi’nin Uç Nokta Morötesi Görüntüleyicisi tarafından 30 Mayıs 2020’de çekilen bu görüntü, Güneş yüzeyinin her tarafında “kamp ateşleri” bulunduğunu gösteriyor.

Güneş’in görünür yüzeyi yaklaşık 55.000 derece Celsius iken, incecik taç kısmı ise herhangi bir ölçüm sistemi altında bir milyon derece görünüyor. Bu durum, uzun bir süredir bilim insanlarının kafasını karıştırıyor çünkü mantıken, Güneş’in içerisinde meydana gelen füzyon fırınından uzakta olduğu için daha soğuk olması gerekir. Güneş Yörünge Kâşifi ve NASA’nın Parker Güneş Araştırma Aracı gibi yeni görevler, bu gibi bilmecelerin çözülmesine yardımcı olmaları için tasarlanmış.

Bu arada Parker Güneş Araştırma Aracı, Güneş Yörünge Kâşifi’ne çok daha yakından uçacak; çünkü teleskobik donanım taşımıyor ve sadece yakın çevresini ölçen cihazlar taşıyor. Güneş Yörünge Kâşifi, her iki tip donanımı da taşıyor.

Ayrıca Güneş Yörünge Kâşifi’nde çalışan bilim insanları, bu ilk görüntülerin daha başlangıç olduğunu ve görevin, daha başka keşiflere olanak sağlayacağını söylerken de kendilerinden emin.

“Bugün gösterdiğimiz mevcut verilerin, yürüttüğümüz teknik testlerin sadece yan ürünleri olduğunu unutmayın. Bu görüntülerde, donanımlar henüz tamamen yapılandırılmış değildi” diyor Berghmans.

Dahası; Güneş şu an 11 yıllık faaliyet döngüsünün en sessiz noktasında bulunuyor. Bu yüzden Güneş Yörünge Kâşifi, görev ilerledikçe çok daha enerjik olgular üzerinde çalışacak.

Daha yakından çekilmiş fotoğraflar yolda

Güneş Yörünge Kâşifi’nin Uç Nokta Morötesi Görüntüleyicisi tarafından çekilen bu görüntü, Güneş’teki hidrojenin oluşturduğu morötesi ışınımı gösteriyor. Bilim insanları bu sayede, Güneş’in ultra sıcak taç kısmının aşağısındaki alt atmosfer üzerinde çalışma imkanı buluyor.

Toplamda 1.5 milyar dolar tutan ve birden çok teşebbüse yayılan Güneş Yörünge Kâşifi, Güneş’e doğru yaptığı yolculuğa devam ediyor. Bu yolculuk sırasında, uzay aracının yerel donanımları sürekli çalışıyor olacak. Teleskobik görüntüleyiciler ise fırsatlara göre açılıp kapanacak. Ardından, 2021’in Kasım ayında; bilimsel çalışmalar ciddi şekilde başlayacak

Cihaz ilk önce, birkaç yıl boyunca Güneş’in etrafında dönerek kademeli olarak yaklaşacak. Venüs’ün etrafında dönerek hızlanacak ve hedefine daha çok yaklaşacak. Uzay aracı, daha sonra 2025 yılında Güneş Sistemi’nin ana düzleminden ayrılacak ve eğik bir yörüngeyi takip etmeye başlayacak. Bu sayede, daha önce hiç o kadar detaylı görülmemiş olan Güneş’in kutuplarını görüntüleme olanağı bulacak.

Fakat bilim insanlarının söylediğine göre gelecekteki görüntüler, daha bilimsel bir bakış açısı taşısa da; görevden gelen ilk fotoğraflara dair halen özel bir şeyler var.

“Fırlattığımız gece, Güneş Yörünge Kâşifi’nin Güneş Sistemi’nin uzak kısımlarına gidip oraları araştıracak olması ve … Güneş’i tamamen farklı bir bakış açısından görecek olması kafama dank etmişti” diyor Müller. “Sanki gerçekten uzay aracı, çıktığı yolculuktan bize bir kartpostal göndermiş gibiydi.”

BİLİM

Venüs’te Mikrobiyal Yaşam mı Var? İşte, Büyük Keşif Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Dünya üzerindeki yaşama dair bildiklerimize bakıldığında Venüs, Güneş Sistemi’nde canlı bulmak için bakacağınız son yerlerden olurdu. Fakat bilim insanlarından oluşan uluslararası bir araştırma takımı, bugün Nature Astronomy bülteninde yayımlanan ve belki de biyolojik bir işaret niteliği taşıyabilecek bir keşif gerçekleştirmişler.

Okumaya devam et

BİLİM

Hangi Renk Astronot Kıyafeti Hangi Amaç İçin Kullanılıyor ?

NASA astronotlarının giydiği kıyafetlerin renkleri ve şekilleri birbirinden farklıdır. Bu renklerin hepsinin bir amacı var.

 

Okumaya devam et

BİLİM

Bilim insanları 100 milyon yıldır deniz dibinde uyuyan mikropları canlandırdı

Bilim insanları 100 milyon yıldan uzun bir süredir denizin dibinde uyku halinde olan mikropları başarıyla canlandırdıklarını açıkladı.

Mikroplar Güney Pasifik’de denizin dibinden çıktı.

Küçük organizmalar, Güney Pasifik’de denizin dibinde, besin açısından zayıf ve ama hayatta tutacak kaçar oksijen içeren tortu katmanlarında uyku durumundaydı.

Araştırma Japonya Deniz-Yeryüzü Bilim ve Teknoloji Ajansı öncülüğündeki ekip tarafından hayata geçti.

Araştırma, yeryüzünde az oksijen ve besinle on milyonlarca yıl var olabilen bazı ilkel türlere ilişkin de önemli bilgiler veriyor.

Bilim insanları Güney Pasifik deniz yatağındaki 100 milyondan uzun süredir var olan tortu katmanlarını inceledi.

Araştırmacılar, neredeyse bütün bir çağ boyunca uyku halinde kalan mikropları uyandırmak için örnekleri kuluçkaya yatırdı ve mikropları canlandırabildi.

Japon bilim insanlarının öncülüğünde araştırmaları yürüten ekip, buldukları hemen hemen tüm mikropları canlandırabilmelerinin kendileri için de şaşırtıcı olduğunu söyledi.

Mikroplar yer yüzündeki en basit organizmalar arasında yer alıyor ve denizaltında oksijen bulunmayan hava boşlukları gibi olağan dışı çevre koşullarında yaşayabiliyor. Daha gelişmiş mikroplar ise bu ortamlarda da hayatta kalamıyor.

‘HATA YAPTIK SANDIM’

Araştırmanın başyazarlarından Yuki Morono, “Mikropları bulduğumda önce bulgulardan şüphelendim, bir hata ya da deneyin başarısız olması sonucu ortaya çıktıklarını düşündüm” dedi.

AFP haber ajansına konuşan Morono, “Deniz altındaki biyosferdeki organizmalar için yaş sınırı olmadığını biliyoruz” diye ekledi.

URI Okyanus Bilimleri Enstitüsü’nden araştırmaya katılan Profesör Steven D’Hondt, mikropların deniz yatağında delinen en eski tortu katmanından çıktıklarını söyledi.

D’Hondt, “Deldiğimiz en eski tortu katmanı aynı zamanda en az besine sahip katman, hala canlı organizmalar var ve uyanıp büyüyüp çoğalabilirler” dedi.

Morono da, tortulardaki oksijenin, mikroplar için hiçbir enerji harcamadan milyonlarca yıl canlı kalabilmelerini sağladığını ifade etti.

Morono, araştırmanın yeryüzündeki en basit canlı yapılarının hayatta kalabilme yeteneklerine işaret ettiğini söyledi ve “Bizim aksimize, mikroplar bölünerek çoğalıyor dolayısıyla belirli bir ömürleri yok” dedi.

Okumaya devam et

Trendler