Bizimle iletişime geçin

Memeli hayvanlara ait çoğu fosil, görsel açıdan pek etkileyici değil: Bir tarafta bir avuç diş, diğer tarafta bir kemik parçası keşfediliyor. Hatta bazıları, ait oldukları türü tanımlamaya yetmiyor. Fakat doğru yerde bulunan ufak bir fosil, evrim konusunda çok heyecanlandırıcı bazı soru işaretleri ortaya çıkarabilir.

Science bülteninde yayınlanan yeni bir makalede uluslararası bir araştırma takımı, tam da bunun gibi büyüleyici bir fosil tarif etmişler. Peru’da bulunan bir takım maymun dişleri, Ucayalipithecus perdita adı verilen bir türe ait (buna perdita diyeceğiz). İsim, “Ucayali’nin kayıp maymunu” anlamına geliyor

Perdita türü bu maymun, Parapithecidae adını taşıyan ve üyeleri Amerika kıtasında hiç bulunmamış olan bir familyadan geliyor. Yaklaşık 31.7 milyon yıl önce yaşadığı belirlenmiş. En yakın akrabası ise aşağı yukarı aynı zamanlarda Mısır’da yaşamış olan Qatrania wingi. Bu durum, çok büyük ihtimalle perditanın da Afrika’dan geldiğini akla getiriyor.

Ancak ortada belirgin bir muamma var. Bu kadar yakın akraba olan maymunlar, 1.500-2.000 kilometrelik okyanus ve önemli karasal bölgeler ile birbirinden ayrılan Kuzey Afrika ve Güney Amerika gibi uzak yerlerde nasıl oldu da yaşamıştı? Southern California Üniversitesi’nde çalışan Erik Seiffert’ın önderliğindeki araştırma grubu; bu yeni fosillerin, antik maymunların Atlantik’i birden fazla kez geçtiğine yönelik ilk kanıtları sunduğunu öne sürüyor. Hem de ikna edici bir biçimde.

Bilim insanları, esasında bu konuyu onlarca yıldır tartışıyordu. Evrimsel açıdan konuşulacak olursa, coğrafi türleşme ve dağılma şeklinde iki muhtemel açıklama var. Coğrafi (allopatrik) türleşme; derin bir vadi veya bir nehir gibi yeni bir engelin ortaya çıkışıyla, yaygın bir türün erim alanı bölündüğü zaman gerçekleşiyor. Dağılma ise türün göç ederek, yeni bölgelere yerleştiği zaman meydana geliyor.

Afrika ve Güney Amerika, eskiden bir süperkıtanın (Pangea) parçalarıydı ve yan yana duruyorlardı. Maymunlar ortaya çıkıp kıta boyunca yayıldıktan sonra, Atlantik’in açılmasıyla birlikte farklı yönlere taşınmış olmalılardı. Böylelikle, coğrafi türleşme üzerinden dağılma meydana gelmişti. Fakat Atlantik, 180 milyon ila 120 milyon yıl önce açılmaya başlamıştı. Bu maymunların kökeni ise çok daha yeni. Bu açıklama, artık pek kabul görmüyor.

Bunun yerine elimizde, bir okyanus boyunca uzun mesafeli dağılma ihtimali kalıyor. Günümüzde var olan Güney-Orta Amerika maymunları, bu olayın en az bir kez yaşanmış olması gerektiğini gösteriyor. Nasıl yaşandığını kesin şekilde bilemiyoruz fakat ihtimallerden birine göre büyük bir fırtına, kıyısal bir ormanın bir bölümünü sökmüş ve okyanus boyunca taşımış olabilir. Eğer bu ormanın bu bölümünde hayvan yolcular var idiyse ve bölüm hızlı hareket ettiyse, hayvanlar hayatta kalmış ve yeni alanlara yerleşmiş olabilirler. Bu olayın elbette çok nadir görülmesi ve çok daha nadir biçimde başarıyla sonuçlanması gerekir; ancak günümüzde ara sıra gerçekleştiğini biliyoruz.

En eski Güney Amerikalı maymun olan perdita, muhtemelen bu dağılımın zamanını birkaç milyon yıl geriye itti. Daha önemlisi; birden fazla kez yaşandığını da gösterdi.

Diş şeklinin önemi

Perdita makalesi, çoğunlukla bu yeni türün anatomisini anlatıyor ve araştırmacılar bunu kullanarak, maymunun evrim ağacına nasıl uyduğunu belirliyor. Maymun dişleri üzerinde, ilişkileri yeniden oluşturmak üzere sık sık çalışma yapılıyor çünkü iyi korunmuş oluyor ve türler arasında farklılık gösteriyorlar.

Her bir dişin çiğneme yüzeyi, dişe ayırıcı şeklini veren doruklar (kabarık kısımlar) ve havzalar (çukurlar) ile kaplı. Perdita makalesinde yazarlar, buldukları yeni diş fosillerini aynı familyanın diğer üyelerinin ve diğer yaşayan ile yok olmuş maymunların dişleriyle karşılaştırmışlar. Görüntülerden biri, alt çenedeki azıdişlerini göstermek için değiştirilmiş. Perdita kırmızıyla vurgulanırken, Mısırlı maymunun dişleri turuncuyla; Güney-Orta Amerikalı maymunlarınki ise maviyle vurgulanmış.

Mısırlı maymunların H ve I dişleri (turuncu) ile perdita maymununun dişleri (J, kırmızı), küçük havzalarla birlikte çok belirgin doruklara sahip. Eğer bu bir manzara olsaydı, birbirine yakın şekilde duran bir dizi dik tepeden oluşurdu.

K da (turuncu) Mısır’dan ve L (mavi), Arjantin’den. Bu dişlerde, merkezde derin bir havza oluşturan tepelerin katıldığı az miktarda doruk var. Buradaki manzara ise derin bir vadinin etrafındaki aralıksız sırtlı dağlardan biri.

Mısır ve Arjantin’den olan bu dişler, farklı bir familyanın maymunlarına ait. Sonuncu diş M (mavi), Güney-Orta Amerikalı yaşayan bir maymundan (burada gösterilen tüm diğer dişler, soyu tükenmiş olanlara ait). Bu dişi K ve L dişleriyle karşılaştırmak, yaşayan bu Güney Amerikalı maymun ile nesli tükenen o iki maymun arasındaki benzerliği gösteriyor. Fakat belli ki perdita bu gruba uymuyor.

Kısacası elimizde, iki Güney-Orta Amerikalı maymun var. Biri perditayı, diğeri ise geri kalan bütün türleri içeriyor. Bu iki grup, birbiriyle sadece uzaktan akraba. Fakat her birinin Mısır’da yakın akrabaları var. Yani bu iki farklı maymun, yolculuğu birlikte yapmış olmalı.

Evrime yönelik çıkarılacak sonuçlar

Buradan çıkarılacak sonuçlar şaşırtıcı olabilir. Perdita, yaşayan Güney-Orta Amerika maymunlarının akrabası olarak Amerika kıtasına hemen hemen aynı zamanda ulaşmış ve onlarla birlikte yaşamış olmalı.

Bir arada geçirilen bu yaşam zor olmuş olmalı çünkü yakın akraba türler sıklıkla rekabet ediyor. Fakat perdita yeterince uzun süre hayatta kalmış ve iç kısımlara doğru uzun bir mesafe katederek, arkasında fosil bırakacak kadar iyi yerleşmiş.

Uzun mesafeli dağılımın nadir görüldüğü düşünülünce, bu iki maymun grubunun hemen hemen eş zamanda dağılmış olması da şaşırtıcı. Yaklaşık bu zamanlarda, kutuplardaki buz örtüleri genişlemiş ve deniz seviyeleri düşmüş. Deniz seviyelerinin bu azalışı, sal yolculuğunu kolaylaştırmada önemli olmuş olmalı.

Son olarak, uzun mesafeli deniz yolculuğunda hayatta kalan perdita ve çağdaşları, çetin hayvanlar olmalılar. Belki de, yaşayan lemurlar gibi fizyolojik olarak sert koşullara uyum sağlayabiliyorlardı. Belki, yaşayan maymunlara da özgü olan davranış esnekliğine bel bağlamışlardı. Fakat bunu nasıl başarmış olsunlarsa olsunlar; okyanus ötesi bir yolculuktan sağ çıkmak, bu türlerin son derece ilginç hayvanlar olduğunu akla getiriyor.

Kaynak ve Yazarlar: Vivien Shaw, Isabelle Catherine Winder/The Conversation

Okumaya devam et
Advertisement

Adı taciz iddialarına karışan yazar İbrahim Çolak intihar etti, yazar İbrahim Çolak

Taciz suçlamalarının ardından sosyal medya hesabından veda mesajı yayınlayan İhtiyar Kitabevi sahibi İbrahim Çolak, intihar etti.

Adı taciz iddialarına konu olan İhtiyar Kitabevi’nin sahibi İbrahim Çolak, sosyal medya üzerinden paylaştığı mesajın ardından intihar etti.

Çolak akşam saatlerinde yaptığı paylaşımda, “Kendimi böyle bir sona hazırlamamıştım. İyi bir insan olmaktı dileğim, başaramadım. Saatlerce, günlerce yazabilirim ancak bu hiçbir şeyi geri getirmez. Ben, şu saatten sonra eşimin, evlatlarımın, dostlarımın yüzüne bakamam. Kimse tamamıyla suçlu değildir lakin başkalarına söylediğim, ‘kendimize yakışanı yapalım’ düsturunu kendim için tutamamış olmama gerçek bir pişmanlığım var. Beni seven, beni gözeten tüm dostlarıma, hassaten kahrımı çeken eşime ve evlatlarıma hayırla kalın diyorum” dedi.

Kimse tamamıyla suçlu değildir lakin başkalarına söylediğim, “kendimize yakışanı yapalım” düsturunu kendim için tutamamış olmama gerçek bir pişmanlığım var.

Beni seven, beni gözeten tüm dostlarıma, hassaten kahrımı çeken eşime ve evlatlarıma hayırla kalın diyorum.

— İbrahim Çolak (@ihtiyarkitabevi)

Ardından Yeni Şafak yazarı gazeteci İsmail Kılıçaslan, Çolak’ın intihar ettiğini duyurdu. Kılıçarslan, paylaşımında “İbrahim Çolak intihar ederek son verdi hayatına. Ne diyeyim, ne yazayım bilmiyorum. Bildiğim tek şey intiharın hiç bir şart altında çözüm ve uygun son olmadığı… Çok üzgünüm” ifadelerini kullandı.

İbrahim Çolak intihar ederek son verdi hayatına. Ne diyeyim, ne yazayım bilmiyorum. Bildiğim tek şey intiharın hiç bir şart altında çözüm ve uygun son olmadığı… Çok üzgünüm.

— ismail kılıçarslan (@kilicarslan_is)

​Bunun yanı sıra eski AK Parti Milletvekili Aydın Ünal da Çolak’ın intihar ettiğini sosyal medya hesabından duyurdu. Ünal, “İbrahim Çolak dostumuzu, kardeşimizi kaybettik. Rabbim rahmetiyle muamele etsin. Başımız sağ olsun” diye kaydetti.

İbrahim Çolak dostumuzu, kardeşimizi kaybettik. Rabbim rahmetiyle muamele etsin. Başımız sağolsun.

— Aydın Ünal (@_aydinunal)

Ayrıca Yeni Şafak gazetesi çalışanı Burak Doğan, paylaşımında Çolak’ın intihar ettiğini doğrulayarak cenazesinin Pursaklar Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığı bilgisini verdi.

İbrahim Çolak’ın intihar ettiği ve cenazesinin Pursaklar Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığı öğrenildi.

— Burak Doğan (@doganburak29)

Ne olmuştu?

Bugün Twitter’da ‘LeylaSalinger’ isimli kullanıcı Çolak’a “Belki sizin de dilenecek bir özrünüz vardır ne dersiniz var mı öyle bir planınız?” diye sormuş, bunun üzerine Çolak “Elbette ki üzüp incittiğim, özrün ötesinde helalleşmek istediğim insanlar var” yanıtını vermişti.

‘LeylaSalinger’ isimli kullanıcı bunun üzerine “İnanılmaz bir arsızlık seviyesi bu tebrikler. Helallik nedir? Gencecik kadınlara erotik mesajlar gönderip onları travmatize etmenizin karşılığı hellallik mi?” diye yazmıştı. Daha sonra bu palylaşımını silen kullanıcı hesabını tamamen kapatmıştı.

Elbette ki üzüp incittiğim, özrün ötesinde helalleşmek istediğim insanlar var.

— İbrahim Çolak (@ihtiyarkitabevi)

​Öte yandan Çolak’ın intihar haberinin ardından ‘LeylaSalinger’ isimli kullanıcının 2015 yılında Twitter hesabından yaptığı “Fethullah Gülen hakkında yakalama kararı çıkaran ist. 3 sulh ceza hakimliğinin ben çapına, bağımsızlığına tüküreyim” paylaşımı da sosyal medyada gündem oldu.

LeylaSalinger adlı kullanıcı meselesi sosyal medya adaletinin nasıl sorunlu olduğunu bir kez daha gösterdi.

Taciz ve tecavüz bu ülkenin gerçeği. Ancak kadınların mücadele için kim olduğu belirsiz hesaplara, onların paylaşımlarına ve açtıkları mail hesaplarına ihtiyaçları yok.

— Asli Kazan (@perapea)

​İbrahim Çolak kimdir?

İbrahim Çolak, 1969 yılında Trabzon’da dünyaya geldi. 1999 depreminde iki yıl kadar İstanbul’da ikamet etti. Sonra tekrar iki yıl çocukluğunun geçtiği yerde Adapazarı’nda ikamet etti.

2003 yılından bu yana Ankara’da olan Çolak, 9 kardeşli bir aileye mensup. Uzun bir süre amatör futbol oynayan ve atletizim yapan olan yazar evli ve üç çocuk babası.

Okumaya devam et

Şarkıcı Asya ve Şevki Kaygusuz anlaşmalı olarak ayrıldı

İş insanı Şevki Kaygusuz ile ‘Asya’ olarak tanınan şarkıcı Tülay Kaygusuz arasındaki çekişmeli boşanma davası anlaşmalı olarak bitti.

Parkinson hastalığı olan Şevki Kaygusuz, hastalığı nedeniyle Asya’nın tekerlikli sandalyesini bile itmek istemediğini belirterek, alacağı olan 500 bin TL’yi isteyerek geçen yıl boşanma davası açmıştı.

Asya ise karşı boşanma davası açarak eşinden 2 milyon TL tazminat istemişti. Şevki Kaygusuz’un avukatı Rezan Epözdemir ve Asy’’nın avukatı Özge Tokgöz tarafları sulh ettirerek boşanarak anlaşmaları konusunda ikna etti.

ANLAŞTILAR

İstanbul Aile Mahkemesi’nde dün görülen duruşmaya Asya, avukatı Özge Tokgöz ile katılırken Şevki Kaygusuz da avukatı ile hazır bulundu. Taraf avukatları mahkemeye boşanma protokolünü sunarak, çiftin evlilik birliğini sürdürmelerinin imkansız hale geldiğini söyledi.

HERKESİN MALI KENDİNDE KALDI

Asya ve Şevki Kaygusuz boşanmak istediklerini belirtmeleri üzerine mahkeme çiftin boşanmasına karar verdi. Mahkeme protokolde belirlenen Şevki Kaygusuz’un 2 milyon TL tazminatı Asya’ya ödemesine karar verdi.

25 yıllık evliliklerini bitiren çiftin karşılıklı hiçbir talebi bulunmazken, mal paylaşımında ise tarafların mallarının kendi üzerlerinde kalmasına karar verildi.

Okumaya devam et

Virüsün görülmediği köylerde arsa talepleri arttı

BARTIN’ın Amasra ilçesi Aliobası köyüne, bugüne kadar hiç koronavirüs vakası görülmediği haberinin ardından ilgi arttı.

BARTIN’ın Amasra ilçesi Aliobası köyüne, bugüne kadar hiç koronavirüs vakası görülmediği haberinin ardından ilgi arttı. Köy muhtarı Ramazan Tığ, “Türkiye’nin her yerinden arsa almak ve ev almak için arıyorlar. Telefonlara yetişemiyorum” dedi. Amasra ilçesinin 120 haneli 600 nüfuslu Aliobası köyünde pandemi süresince hiç koronavirüs vakası görülmedi. Demirören Haber Ajansı’nın yaptığı haber sonrasında Türkiye’nin her ilinden arsa, ev ve köyde yetişen organik ürünlere talep arttı. Günlük yaşamlarına devam eden Aliobası köyünde vatandaşlar maske ve mesafe kurallarına harfiyen uymaya devam ediyor. Muhtar Ramazan Tığ, köydeki bütün evleri tek tek gezerek, tedbirlere uyulması konusunda uyarılarda bulunuyor. Şu ana kadar köyde binlerce maske dağıtan muhtar Tığ, sabahın erken saatlerinden itibaren vatandaşlara maske dağıtımı yapmaya devam ediyor.

‘TELEFONLARA YETİŞEMİYORUM’

Kendileriyle gurur duyduklarını belirten Tığ, “10 aydır hiç vaka görülmedi. Bugün itibariyle yine hiç vaka yok, yine bu süreci devam ettiriyoruz. Vatandaşlardan bizleri arayan çok oldu, İzmir’den, İstanbul’dan, Ankara’dan, Çanakkale’den yani çok yerden arayan oldu. Adeta telefonum kilitlendi. Arayanlardan arsa talep eden çok oldu. Boş arsa ve ev istiyorlar. Villa yapmak isteyenler de beni arıyor. Bazıları, ‘bunu nasıl başardınız’ diyorlar, ben de onlara, ‘maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyarak bunu yaptık’ diyorum. Dışarıdan köyümüze insan almıyoruz. Köyümüzdekileri de acil bir durum olmadığı sürece dışarıya çıkartmayarak, bu süreci atlatacağız. Benim köyümde yaşayan insanlar çok duyarlı davranıyorlar” diye konuştu.Köylerinde ürettikleri ürünler için sipariş aldıklarını söyleyen Tığ, “Her gün bizden bal ve dut pekmezi istiyorlar. Bununla ilgili çok sipariş aldık. Artık yetişemiyoruz. Bizler organik ürünlerimize güveniyoruz” dedi.

 ‘KURALLARA UYMAYA DEVAM EDİYORUZ’

Köyde yaşayan Ali Özer, “Köyümüzün her şeyi güzel, havası temiz, her şeyimiz organik. Bizler, söylenen kurallara harfiyen uyarak, köy dışına gitmiyoruz. İçeriye de misafir kabul etmiyoruz. Beslenmemize çok dikkat ediyoruz. Şu anda virüs yok, inşallah virüs bu köye uğramayacak” diye konuştu.

Okumaya devam et

Trendler